| 23 Eylül 2008, 01:50:22 |
|
|
 |
|
|
asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. asıl eksiklik,çareyi başkasında aramaktı. hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
önce yalnızdık. 9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik. pişman gibiydik. ya da mecburen gelmiş gibi.
biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: bir yerde bir eksik var. korktuk. "bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize. cevabı yapıştırdık: demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.o yüzden eksiklik hissediyoruz." peki, neye sahip olmamız gerekiyor?
çocukken,"yaşımız küçük" diye düşündük. her istediğimizi yapamıyoruz. kurallar, yasaklar var. büyüyünce her şey yoluna girecek.
büyüdükçe bir şey değismedi. yine huzursuzduk. içimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "bir eksik var." kafamız karıştı. nasıl kurtulacagız bu iğrenç duygudan? nasıl geçecek bu? aklımıza yeni cevaplar geldi: okulu bitirince geçecek. işe girince geçecek. para kazanınca geçecek. tatile gidince geçecek. okulu bitirdik. diploma aldık. işe girdik. kartvizit aldık. calıştık. para kazandık. taşındık. araba aldık.çalıştık. eve yeni eşyalar aldık. tatile gittik. dans ettik. terfi ettik. kartviziti değistirdik. daha cok çalıştık. daha çok para kazandık.çalıştık.çalıştık. geçmedi. "bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.
bu sefer de "sevgilimiz olunca geçecek" dedik. "yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız." beklemeye başladık. derken, biri çıktı karşımıza. aşık olduk. ve anında başka biri olduk. daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. hesap cüzdanları, kartvizitler,hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük. sevgilimizin gözlerinde tanrı' yı gördük. ışığı gördük. "tünelin ucundakı ısık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk." sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. ya da başka birine aşık olduğunu söyledi. ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladğk, bir terslik olduğunu.....
belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
fark etmez.
sonuçta aşk bitti.
şimdi her yer bomboş. şimdi tekrar yalnızız. başladığımız yere döndük. yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.
öyle mi?
bakmadığımız bir yer kaldı. içimize bakmadık. eksik parcayı dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik. birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik. şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik.
kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk?
canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
kendimizi boş sanıp doldurmaya uğrasır mıydık?
terk edilmekten korkar mıydık?
asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sımır koyuyor. oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor. her şey bir oluyor. işte o zaman perde aralanıyor. acı diniyor. işte o zaman baska 'bir' iyle bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
selma abla Nickli Üyemize Teşekkür Eden Kullanıcı:
|
premier2
(07 Aralık 2008, 12:18:52) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| 07 Aralık 2008, 11:40:26 |
|
|
 |
|
|
Sen Bana Fazlasın Ben Sana Eksik
 Ne oldu bana böyle. Neden direniyorum. Neden beni istemeyen senin karşısında aman dileniyorum. Neden başka elleri tutmuyorum. Göz yaşlarımı neden kurutamıyorum. Her gece yatağa yattığımda neden ıslanıyor yastığım. Neden çıkmıyorsun aklımdan. Neden uyuyamıyorum geceleri. Şarkıları dinlemek neden yakıyor yüreğimi. Herkes gülerken ben neden ağlıyorum.
Küçücük bir yanılgıya düşüp sevgimin mantığımın önüne geçmesine izin versem belki de ölüm avuçlarının içine alacak beni. Ve aşkımın değil ölümün esiri olacağım. Neden bu hasret böylesine acımasızca yakıyor canımı. Neden susturamıyorum içimdeki çığlıkları. Neden kalbim, beynime hükmetmeye çalışıyor. Neden ben mantığımla kalbim arasında savaş veriyorum.
Ve ben böylesine yıkım yıkım yıkılırken sen neden bir kez olsun görmüyorsun beni. Neden gitmeme izin veriyorsun hayatından. Yada neden gönderiyorsun göz göre göre. Sözlerin yetmediği yerde suskunluğa bürünüyorum. Suskunluğum yüreğimde çığlıklar atarken ben yinede aşka direniyorum.
Ve sen git diyorsun. Küçücük bir umut bile vermiyorsun bana. Ve ben gidemiyorum. Neden beni istemeyen sana hayır bile diyemiyorum.
Adını koyamıyorum bu sevginin. Belki hiç sevmedin beni. Belki senin için geçici bir hevestim. Belki de benim yerimi dolduracak başka bir aşk çıktı karşına. Oysa ben, senin benden bu denli uzaklaşmanı sağlayacak hiçbir şey yapmadım. Vaktim bile olmadı seni kendimden uzaklaştırmaya.
Sen, veda etmeye bile zaman bırakmadan giderken şimdi böylece sessizden yine bana bakmalar kaldı ardın sıra. Adını koyamadım ama çok sonra anladım ki gidişin, bitişimmiş... alıntıdır
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| |
| | | | | |