|
|
 |
|
|
1919’DAN SONRA SÖMÜRGELERİN DURUMU Ortadoğu İngiltere, Arap halkını Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandırmak için I. Dünya Savaşı esnasında özellikle Mekke Şerifi Hüseyin ile bir takım anlaşmalara girişmiş ve ona bir Arap imparatorluğu veya bir Arap Devletleri Federasyonu kurdurmayı vaad etmek suretiyle Araplar’ın bağımsızlık duygularını kışkırtmıştı. Diğer taraftan da 1916 yılında Rusya ve Fransa ile yaptığı antlaşmalar ile Ortadoğu bölgesinin kendisiyle Fransa arasında paylaşılmasını kabul ettirmişti. Fakat Bolşevikler’in Çarlığın gizli antlaşmalarını açıklaması ile Amerika Başkanı Wilson’un 14 Nokta’yı ortaya koyması karşısında İngiltere ve Fransa 7 Kasım 1918’de Ortadoğu hakkında bir ortak deklarasyon yayınladılar. “Uzun zamandan beri Türkler’in zulmü altında yaşayan hakların kurtuluşu için” savaştıklarını belirten iki devlet, Ortadoğu memleketlerinde hakların kendi serbest seçimlerine dayanan millî hükümet ve idareler kuracaklarını bildirdiler. Bölge halkı bunu İngiltere ve Fransa’nın kendi bağımsızlıklarını tanıyacakları şeklinde yorumlamıştır. Halbuki bu iki sömürgeci devlet, bölge halkını aldatarak Arap memleketlerinde manda rejiminin kurulmasına karar verdiler. 1920 Nisanında toplanan San Remo konferansında İngiltere ve Fransa, Ortadoğu’daki manda rejimlerini aralarında paylaştılar. Buna göre İngiltere; Irak, Ürdün ve Filistin’i, Fransa; Suriye ve Lübnan’ı aldı. Bunlardan başka İngiltere, daha önce fiilen işgal etmiş olduğu Mısır ve Kıbrıs’ı resmen kendisine bağladı. Suriye ve Lübnan San Remo konferansından bir ay önce 1920 Martında, Şam’da bir eşraf kongresi toplanmış ve bu kongre Filistin ve Lübnan’ı da içine alan Büyük Suriye Krallığını ilan ederek, krallığa Hicaz Kralı Hüseyin’in oğlu Faysal’ı getirmişti. Fakat San Remo konferansı bunu tanımayıp Filistin’i Suriye’den ayırdı, Suriye ve Lübnan Fransız mandasına verildi. Uğradıkları hayal kırıklığı Suriyeliler’i ayaklandırmış, bölgede kontrolü sağlamak isteyen Fransa da Suriye’ye kuvvet sevk etmiştir. Bu ayaklanma karşısında Fransız Yüksek Komiseri General Gouraud, 1920 Temmuzunda Şam’a girdi ve Faysal’ı da tahtından kovdu. Bundan sonra Suriye, Fransa’nın gayet sıkı askeri idaresi altına girdi. Suriye’yi parçalamak isteyen Fransa, Lübnan’ı Suriye’den ayırarak bölgede Federal bir sistem kurmuştur. Atraş ailesinin liderliği altında bulunan Dûrzîler’e karşı yapılan iki yüzlü politika sonucu 1925 yazında Dûrzîler ayaklanmış, iki yıl süren bu ayaklanmayı bastıran Fransa hatasını da anlamıştır. Bunun için 1926 Mayısında Lübnan’a ve 1930 Mayısında da Suriye’ye sözde bir bağımsızlık vererek her ikisini de Cumhuriyet olarak ilan etmiştir. 1936’da Faşist İtalya’nın Habeşistan’ı ele geçirmesi Akdeniz’de büyük bir İtalyan tehdidini ortaya çıkardığından ve Nazi Almanyası ile Faşist İtalya Ortadoğu memleketlerinde İngiltere ve Fransa aleyhine yoğun bir propagandaya giriştiklerinden Fransa, Suriye ve Lübnan ile münasebetlerini daha yumuşak bir formüle bağlamak için 1936 Eylülünde Suriye ve 1936 Kasımında da Lübnan ile İttifak antlaşmaları yaparak her iki memleketten çekilmeyi kabul etmiştir. Ancak bu antlaşmaları Fransız Parlamentosu hemen onaylamamış, ardından da II. Dünya Savaşı başlatmıştır. Filistin Yahudiler’in Filistin’de bir anavatana sahip olma faaliyetleri, yani Siyonizm hareketi 1880’lerde Rusya’da ortaya çıkan Yahudi aleyhtarlığı karşısında Rusya Yahudilerinin Filistin’e göç etmek zorunda kalmaları ile başlamış ve Budapeştedeki Yahudi gazeteci Dr. Theodor Herzl’in 29 Ağustos 1897’de Basel’de ilk siyonist kongresini toplayarak “Dünya Siyonist Örgütü’nü kurmuştur. Böylece Filistin’de bir Yahudi devleti kurma düşüncesi siyasî bir hareket halini almıştır.
|